Bayanlar seksi nasıl yaşıyor ?

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Cinsel eforsuzluk
Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel eforsuzluk çok muhtelif biçimlerde belirlenebilir ama kısaca erkeğin cinsel eforundan hoşnut olmaması olarak da tanım edilebilir. Bazen bu vaziyet asıl bir cinsel eforsuzluk değilse de birey doktora müracaat etmektedir. Özellikle kent yaşantısının getirdiği stres ile bu hastalığın hem sıklığı çoğalmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye başlamıştır.

Cinsel eforsuzlukta neden ya ruhsal ya da vücutsaldır. Burada ilke olarak hasta öncelikle bir bevliye uzmanı tarafından değerlendirilir ve vücutsal bir neden olup olmadığı incelenir. Şayet böyle bir neden tespit etilmezse veya ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına gönderilir. Bazen her iki sebepte mevcut olabilir ve bu sebeple her iki daldaki doktor tarafından rehabilitasyon zorunludur. Bazen ortaya çıkan vücutsal hastalıklar sebebiyle hastanın bir iç hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da rehabilitasyonu gerekebilir.

Vücutsal hastalık olarak muhtelif hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer, kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan muhtelif ilaçlar sebebiyle olabilir. Neticede erkeklik uzvunun damarlarında veya asaplarında zarar alana kazanç. Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş büyür. Müzakere, ani stres gibi vaziyetlerde başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta tarafından da fark edilir.

İlaç rehabilitasyonundan mutluluk çubuğu takılmasına kadar çok muhtelif rehabilitasyonları mevcuttur. Bu rehabilitasyon kararları bevliye uzmanı tarafından gerekirse değişik doktorlarla işbirliği ile ve hastanın da bilgisi dahilinde alınır.

Viagra
Son senelerin en çok kullanılan ve tartışılan cinsel eforsuzluk rehabilitasyon ilacıdır. Bu ilaç cinsel ilişkiden bir saat evvel alınır. Tek başına yeterli tesir oluşturamaz. Başka Bir Deyişle uygun bir civar ve cinsel ilişki evveli ön sevişme zorunludur. Hemen her türlü cinsel yetmezlik rehabilitasyonunda kullanılmasına karşın muhtelif cinsel hastalık tiplerinde tesiri de farklıdır. Mesela damar firarilerinde ve cinsel uzvun asap zararında tesiri daha düşük gözükmektedir. İlacın 25, 50, 100 mg’lık dozları vardır ve hangi dozlarda alınacağına doktor karar vermelidir. Bu ilacın kimi hastalıklarda ve bazı ilaçlarla alınmasında mahzurlar vardır. Özellikle bazı kalp hastalıkları ve ilaçları ile kullanımı mahzurludur. Dil altı alınan kalp hapları bunlardan biridir. Bu sebeple kesinlikle doktor teklifi ile alınmalıdır. Ancak bu ilacın kendi başına kalp hastalığı oluşturması gibi bir tesiri yoktur. Bu ilacın kullanım müddeti de doktor tarafından tanımlanmalıdır.
Bu ilacın bir yararı da erkek hastanın cinsel hastalığının tanısının konulmasını basitleştirmesidir. Artık hastalara bir kan incelemeyi ve mahzuru yoksa bir viagra verilmesi ile çoğu hastalıkta tanı konulabilmesi imkânlı gidişata gelmektedir.

Değişik bir eksantrik mevzuda ülkemiz gibi kapalı sayılabilecek ülkelerde bayanlarda cinsel bozukluk sıktır ve konutluluklarda bu sebeple bir çok problem yaşanmaktadır. Viagra bu bayanların rehabilitasyonunda da kullanılmaya başlanmıştır. Bu şikayeti olan bayanların bevliye, bayan-doğum ve psikiyatri doktorlarınca uygun teşhis ve rehabilitasyonları yapılmaktadır.

Peyronie
Bazı erkek hastalarda cinsel uzvun muhtelif yerlerinde çoğunlukla sırt tarafında plak biçiminde sertlikler ortaya çıkmaktadır. Bu hastalar kesinlikle bir bevliye uzmanına müracaat etmelidir. Bazen bu hastalarda cinsel eforsuzluk, kamışta çarpıklıklar, cinsel ilşkide sızıda bulunabilir. Bu hastalığın bazı değişik cinsel uzuv hastalıklardan ayrımı zorunludur. Bu hastalığın kanserle alakası yoktur. Bazen kendiliğinden durur veya küçülür. Hastalığın ilaç veya operasyonla rehabilitasyonu vardır. 1 seneden daha kısa süreli olanlarda ilaçlar daha tesirli olduğundan doktora erken müracaat etmek bereketlidir.

Erken boşalma
Eş doyuma erişmeden evvel boşalmadır. Çok sık karşılaşılan bir problemdir. Çoğunlukla ruhsal sebeplerle oluşsa da bazı hastalıklarda da gözükebilir. Bir bevliye uzmanına müracaat etmek bereketlidir. Ruhsal rehabilitasyon, muhtelif ilaçlar, hatta operasyonlar ile rehabilitasyonu olasıdır.

Mastürbasyon
Mastürbasyon cinsel kimliğin kazanılmasından sonra ve genelde konutluluk evveli yarıyılda müracaat etilen sıhhatli bir cinsel boşalma yoludur. Bireylerin bağımlılığı oluşmadığı sürece mesele yoktur. Mesela konutluluktan sonra cinsel ilişki yerine seçim edilmesi natürel değildir. Kısırlık ve cinsel efor üzerine negatif bir tesiri yoktur. Ülkemizde bazı insanlar kendilerini ayıp-günah-yanlış-riskli bir şey yaptıklarını düşünerek natürel sayılabilecek bir hadiseyi problem haline getirmektedirler.

Cinsel ilişki ile geçen hastalıklar
Erkek cinsel uzuvlarına cinsel ilişki yolu ile muhtelif mikroplar girebilir. Bu mikroplar bedende üredikten sonra hastalık ortaya çıkarırlar. Hastalık bazen birkaç gün içerisinde akıntı, idrar yolunda yanma gibi şikayetler ile ortaya çıkarken, kimileri sinsice ilerler ve geç bulgularla ortaya çıkarlar. Çok muhtelif olan bu hastalıkların bir haylisinin rehabilitasyonu olasıdır. Bunun için bu tip bir kuşkulu ilişki yaşanmışsa bir Bevliye uzmanına gitmek zorunludur. Bazı hastaların kulaktan dolma bilgilerle ve kendiliğinden uygun olmayan ilaç almaları neticesinde basitçe rehabilitasyon edilebilecek bu mikroplar, ilaçlara mukavemet kazanmakta ve rehabilitasyon güçleştirmektedir. Unutulmaması gereken bir nokta da bu tip bir ilişkiden sonra eşiyle beraber olan erkekler mikrobu eşine de bulaştırmakta ve kendileri rehabilitasyon olsa da eşleri rehabilitasyon olmadığı için eşinden tekerrür mikrop kapmaktadır. Bu sebeple, böyle vaziyetlerde eşlerinde Bayan Doğum uzmanı tarafından rehabilitasyon edilmesi zorunludur. Ancak en ehemmiyetli ihtiyat bu tip kuşkulu ilişkilerde kondom ile korunmaktır. Artık muhtelif halklardan insanların basitçe bir arada olabildiği ülkemizde çok muhtelif ve rehabilitasyona mukavemetli mikroplar mevcuttur ve bu sebeple de korunma çok ehemmiyet taşımaktadır. Şayet bu tip hastalıklar iyi rehabilitasyon edilmezlerse ve tekerrürlerse erkeklerde idrar yolu darlığı, kısırlık gibi ciddi hastalıklara; bayanda da çok ciddi bayan hastalıklarına neden olabilirler.

AIDS
AİDS bu hastalıklar içerisinde özel bir ehemmiyete sahiptir. Bu ehemmiyetin sebebi hem son senelerde çok yaygınlaşması, hem sinsice ilerlemesi hem de ne yazık ki henüz bütün rehabilitasyonunun yapılamamasıdır. Hastalık en çok cinsel ilişki, kan ve kan mahsulleri yoluyla ve hastalıklı anneden bebeğe geçişle olur. Henüz yakın dostluk, tuvalet, banyo, besin-meşrubat, sinek-haşere yoluyla geçtiği kanıtlanmamıştır. Tükürükle geçme kaderi çok azdır. Gerçek hastalık bulguları takribî 10 seneden sonra görülür. Şikayetler çok muhtelif olabilir. Bunlar halsizlik, kilo kaybı, ateş, uzun süren ishal, bedendeki bezelerde şişme biçimindedir. Kan incelemeyi ile hastalığın gösterilmesi için mikrobun bedene girmesinden sonra 2-3 ay geçmesi zorunludur.

Bayanlar seksi nasıl yaşıyor ?

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Oral seks bir şahsın cinsel uzuvlarıyla değişik şahsın ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir.

Ağız ve cinsel uzuvlar bedenin basitçe uyarılabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de bireylere zevk verir.Bütün memelilerde karşı türlerin birbirlerini ağız yoluyla uyarması vardır denilebilinir.mesela erkek köpeğin dişinin vajenini koklaması ve yalaması gibi,atlardada erkeğin çiftleşmeden evvel dişinin vajenini yalayarak dişiyi ilişkiye hazır hale getirdiği görülür

Neden oral seks
Ağızın ve cinsel uzuvların duyarlı erojen bölgeler olması,ve birbirlerine verdikleri ihtarın ve zevkin yoğun olması bu buluşmayı kaçınılmaz yapmaktadır.

En ehemmiyetli avantajlarından bir taneside hamileliğe neden olmaması suratından çiftler tarafından rahatlıkla kullanılmaktadır.

Bakireliğin ehemmiyetli olduğu cemiyetlerde bu yolla bakirelik korunmuş olmaktadır.

Erkek te veya bayan da kendi cinsel uzvunu partnerinin ağzında görmekte bir haz yaratmaktadır.

Bayanın erkek cinsel uzvunu ağzıyla uyarması:
Felliato; latinca fellare emmek fiilinden türemiştir.Erkek cinsel uzuvlarını yalamak,emmek,öpmek anlamında kullanılır.
Erkeklerin tamamına yakını penislerinin emilmesinden ve bu biçimde boşalmaktan hoşlanırlar.Bayanların bir kısmıda partnerlerini bu biçimde uyarmaktan ve boşaltmaktan sever. Bayan erkeğini ağzıyla uyarırken genelde onun nasıl sevdiğini sorar veya yaptığı hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldığına dikkat ederek kendini yönlendirir.Aynı zamanda ellerinide penis çevresine sararak daha fazla ihtar sağlayabilir .Dikkat edilmesi gereken dişlerin penise acı veya hasar vermemesidir.Bayan partnerini bu biçimde boşaltabilir veya yeterli ihtar sağladıktan sonra cinsel ilişkinin başka biçimlerien geçebilirler. Bayan isterse erkeğin spermlerini yutabilir, erkekler bundan mucizevi psikolojik haz dinlerler , sperm yutmakla hamile kalınmaz . Banal şartlarda sıhhatli bir erkekte sperm hastalık taşımaz.

Bayanda veya erkekte bulaşıcı bir hastalık varsa bu oral seks sırasında bulaşabilir.

Erkeğin bayan cinsel uzvunu ağzıyla uyarması:
Cunnilingus; latince cunnus – vulvabayan da vajen dudakları ve lingere:yalamak anlamındadır.Erkeğin bayan cinsel uzuvlarını yalaması ve emmesi anlamında kullanılır .Bayanın özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye fazla derecede duyarlıdır.Erkek kadının vajen girişini,vajen dudaklarını,klitorisi yalayarak onu uyarır,cinsel birleşmeye hazırlar veya bu biçimde boşaltabilir ,veya ilişki evveli birkaç defa bu biçimde boşaltarak daha sonra ilişkiye girebilirler.Cinsel ilişkide erkeğin bayan boşalmadan boşaldığı vaziyetlerde bayanı bu biçimde boşaltabilir.ve erkek sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda bayanı bu biçimde gevşetebilir.

Erkekte kadının nasıl sevdiğini sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dişlerin bayana hasar vermemesidir.
Vajene hava üflemek gibi şeylerede bayana sızı veya acı verebilir. İhtar sırasında kadının vajeninde ıslanma çoğalmakta vajenden sallgılana akışkanlar dışarı doğru gelmektedir, sıradanda bunlar hasarsız ve mikrop taşımayan akışkanlardır ve erkeğe yutması halinde bile hasar vermeze şayet bir enfeksiyon yoksa
Oral seks evveli bayanı vajen daha pak olsun diye vajen içinin sabunla yıkaması vajene hasar verebilir kayganlaşmayı güçleştirir.

Banal başka bir deyişle akıntısı olmayan bir kadının kendine has bir vajen kokusu vardır, bu kokuya ”kasolet” ismi verilir ve bu koku erkeklere çekici ve cinsel uyarıcı kazanç, bazı bayanlarsa bütün tersini düşünür, erkeğin bundan rahatsız olacağı fikrine kapılırlar , bu afaki ve yersiz bir endişedir.Yapılmaması gereken bir şeyde o kısımlara sprey sıkmak veya parfüm sürmektir, hem oranın yapısını bozar hem de erkeğe acı bir tat verir.

Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık çeperine hasar vermez.

Her aydaki hamile bayana da oral seks yapmanın ne bebeğe nede çiftlere hasarı yoktur, şayet düşük veya coşkunun hekim tarafından menedildiği özel bir gidişat yoksa tabiiki.

Şahıslar oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler.

Erkek ve bayan cinselliği

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Erkeklerin cinsel hayattan temennilerini alt yukarıya öğreniyoruz: Zevk, coşku, istek ve şayet muhtemelse küçük tefek oyunlar… Oysa bayanlar için gidişat azıcık daha karmaşık, zira bayanlar seksi çok daha değişik ebatlarıyla yaşamanın peşinde…

Cinsellik hem erkekler, hem de ka­dınlar için yaşamın bırakılmaz bir parçası… Ancak bu, iki türün seksi aynı biçimde yaşadığı anlamına gelmiyor. Erkekler için cinsel hazzın esasında biyolojik bir gereksinimi karşılama ve hafifleme içgüdüsü ağır basarken ka­dınlar, apayrı duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Başka Bir Deyişle cemiyetsel önyargı­ların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde cinsel ilişkide sıradan kalıp­larla kanaat etirlerken, bayanlar ilişkiye renk katmak için büyük gayret tüketiyor, yaşamlarının her alanı gibi cinsel hayatlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir tam olarak görüyorlar. Üstelik bu gizeme­lardan kimileri, asırlardır devam eden ve her cemiyette kabul gören birtakım basma­kalıp düşünceleri de reddediyor. İşte bayan­ların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve belirsiz hakikatler…

Daha fazla hareket istiyorlar
Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve istekli bir cinsel hayat yolunda daha fazla gayret gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok görenler dahi var. Onlar için reel olan, cinsel birleşme ve boşalma anı. Oysa bayanlar için cinsel birleşmenin evveli ve sonrası da en az kendisi kadar büyük ehemmiyet taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha sarih, değişik tatlar alabilecekleri, değişken bir cin­su baskınlık arayışı içindeler. Zati uzun vadeli ilişkilerde ister istemez tekdüzeleşen cin­su baskın yaşamı yeni bir coşku dalgasıyla ta­zelemek için gayret gösterenler de çoğun­lukla bayanlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, ufak sürpriz­ler, yeni fanteziler… Genellikle bu stil fi­lekelerin artta erkekleri bulmak pek muhtemel değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla kanaat etiyor ama daha durağan, daha sıradan ve daha tek renkli bir cinsel yaşamdan da şikayet etmiyorlar. Başka Bir Deyişle bayanlar için seks, erkekler için olduğundan çok daha değişik bir anlam taşıyor. Konutlu bayanlar da seksi beğeniyorlar; Konutluluğun aşk­la beraber cinsel zevki de öldürdüğü yolun­daki tam tezler yalan… Konutlu bayanların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Kocalarının onlara hep aynı istekle sarılmasını, seneler sonra dahi ilk sevişmenin heyecanıy­la sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve isteğin sürmesini isti­yorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki bayanı nikaha kadar elinde yakalamak ve etkilemek zorunda hissetse dahi, nikahtan sonra rahatlıyor ve ilişkiyi cinsellik de dahil her doğrultudan boşluyor. Konutluluğun kaçınılmaz olarak rutinleşme riskine düştüğü yarıyıllarda bunu fark eden ve vaziyeti değiştirmek için gayret gös­teren genellikle bayan oluyor. Ancak natürel ki bu tek taraflı gayret yeterli değil ve ilişki­nin her açıdan olduğu gibi cinsellik istikametin-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi ka­çınılmaz. Yeniden de ne olursa olsun kadınla­rın evlenince yatakta üşengeçleştikleri ya da konutlu bayanların seksi hoşlanmadıkları fikri son derece yanlış…

Cinselliği aşkla beraber yaşamak istiyorlar
Pek çok kadının yaşamında en az bir adet tek gecelik ilişki, yalnızca fiziksel çekimden yola çıkılarak yaşanan bir cinsellik, mutlak be­densel hazları tatmin kısmetine reelleşen bir sevişme vardır. Ancak tam bunlar, ka­dınların cinselliğe duygularını da karıştır­dıkları hakikatini değiştirmiyor. Onlar için aşk, paylaşım, şefkat ve alaka “müthiş teknikten” evvel geliyor. Cinsel tatmin an­cak duygusal tatminle bütünleştiğinde anlam ve bedel kazanıyor. İster yeni başla­yan bir ilişkide olsun, ister senelerdir süren bir beraberlikte, her bayan cinselliği yaşa­dığı erkek için özel olmak ve onda hayranlık uyandırmak istiyor.

Bayanların çok bü­yük bir kısmı, hatta korunma mekanizma­larını çalıştırıp aksini iddia edenler dahi sek­si yalnızca seks olarak görmeyi başaramı­yor, özellikle ilk sevişmeden sonra ciddi bir temenni içine giriyor, erkekler gibi rahat rahat kapıyı arkalarından sürükleyip çıkamıyor, o en mahrem anların izlerini üzerlerinde taşıyorlar. Karşı tarafın bakış açışı değişik ol­duğu zaman da hayal kınklığına uğruyor, acı sürüklüyor ve depresyona çekiliyorlar. Onlar için kalite nicelikten evvel geliyor: İş­te bayanlarla erkeklerin sekse bakış açıları arasındaki en büyük farklardan biri… Er­kekler nasıl ki yemek mevzusunda pek seçi­ci davranmıyorlarsa, yatakta da önlerine her konanı “yiyebiliyorlar.” Ama bugüne kadar kaç bayanla beraber oldukları, cinsel tatmin ve erkekliğin delili açısından büyük ehemmiyet taşıyor. Bayanlarsa bütün aksine nite­likten çok niceliğe umursuyorlar. Erkeklere has “Ne sevişsem kar…” fikrinin yerini bayanlar da “Bir kere olsun, bütün ol­sun” düşüncesi alıyor. Tatmin edici olmayan, hiç­bir anlam ifade etmeyen, özelliksiz ve tat­sız seks, bayanların tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Başka Bir Deyişle onlar için sayı değil, ka­lite tanımlayıcı… Haftada bir kere gerçekle­şen, ama fantezilerle zenginleştirilmiş, renk­li, cümbüşlü ve yaratıcı bir sevişmeyi her gün yaşanan yavan, sıradan, öylesine bir cinsel ilişkiye bin kere seçim ediyorlar.

Seks hakkında konuşmaktan korkmuyorlar
Cinsellikten laf etkenin erkeklere has bir özellik olduğu fikri de bir başka yan­lış düşünce… Zira dostlarla biraraya gelince cinsel içerikli mizahlar yapmak, bel­den alt fıkralar anlatmak, dünyaca şanlı bir seks ilahesini çok sevdiğini ve onunla bir gece beraber olmak için her şeyi yapabileceğini söylemek ne yazık ki seks hak­kında konuşmak anlamına gelmiyor. Reel ehemmiyetli olan gerektiğinde meselelerden bah­sedebilmek, onları çözmeye çalışmak, is­tekleri ve şikayetleri dile getirmek, gerek­tiğinde bazı farklılıklar yapmaya cesaret edebilmek… Bunu da erkekler değil, bayan­lar yapıyor. Onlar cinsel yaşamlarını gözden geçirme, kendilerini tenkit etme, duygularını ve temennilerini dile getirme, başka bir deyişle genel olarak seksten bahsetme mevzusunda çok daha mertler.

Erkeklerse dostlarıyla konuşurken aslan kesildikleri, cinsellik hak­kında atıp yakaladıkları halde iş ikili ilişkiye geldiğinde, başka bir deyişle bu mevzuyu beğendikleri ve ya­taklarını paylaştıkları bayanla konuşmaları mevzubahisi olduğunda eksantrik bir şekilde sessizleşiyor, içlerine kapanıyor ve bu tip konuşmaları afaki bulduklarını emin eden hareketler yapıyorlar.

Çiftler hangi sıklıkla sevişiyor

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Cinsel meselelerin çoğu eşlerin değişik süratte ve stilde cevap vermele­rinden ya da cinsel uyarılmaya cevap verememelerinden kaynaklanır. Er­kek uyanlmaz ve penisi sertleşmezse, eşi cinsel açıdan yasaklanmışlık duygusu yaşayacak, çekici olmadığı ve yalanlandığı duygusuna kapıla­caktır. Bayan cinselliğe karşı dikkatsiz-se, sevişmekten sakınabilir ya da ye­terince uyarılmadığı için cinsel ilişki­nin acı verdiğinden yakınabilir. Bu gidişatta eşi onu nasıl uyaracağını bilemez ve kendisini galibiyetsiz pay­der.

Erkeklerin elektrik ampulleri gibi hemen cevap verdikleri, oysa bayan­ların ütü gibi yavaş yavaş ısındıkları söylenir. Böyle eğlendirici laflar in­sanların cinsel ilişkilerindeki karma­şıklığı ve değişiklikleri fazla kolaya indir­giyor; kendisinin ampule benzeme­diğini düşünen bir hayli erkeği de in­citebilir! Gerçeğinde cinsel güdünün ka­dında daha fazla olduğu bir hayli çift vardır.

Geçmişte cinsellik üzerine bir hayli araştırma yapıldı; bunların en şanlı­leri Masters ve Johnson ile Kinsey ve Hite tarafından yapılanlardır. Bu anketlerin hepsi erkekte cinsel etkinliğin erken yaşlarda doruğa erişti­ğını, genellikle ergenlik çağına denk gelen bu yarıyılda erkeğin haftada vasati beş orgazm yaşadığını gösteriyor. Kırk yaşlarına gelen er­kekte bu oran haftada iki-üç orgaz­ma düşüyor ve bu sayı yaş ilerledik­çe giderek eksiliyor.

Buna rağmen, neticeler bayanlarda cinsel etkinliğin yirmili yaşların so­nunda ya da otuzlu yaşlarda doruğa eriştiğini ve gerek çoğalış süratinin, ge­rekse yaşla eksilme süratinin erkekler­den çok daha yavaş olduğunu dü­şündürüyor. Ayrıca bayanlarda âdet kanamaları, doğurganlık, hamilelik ve menopozun ehemmiyetli rol oynadığı çok daha karışık bir cinsel hayat var­dır.

“Genel bir tutum kalıbı” bu­lunmasına rağmen, tam araştırma­larda insanların çoğunun vasati­dan çok değişik olduğu, senelerce boşal-mayan erkekler ya da günde birkaç kere uyarılan bayanlar bulunduğu gö­rülüyor. Bunun gibi, günde birkaç kere boşalan erkekler yanında, ya­şamları süresince sadece birkaç kere uyarılmış bayanlar da var. Reel şu ki, bu “genel tutum kalıbına” uy­gun olup olmamaktansa, kendi cin­su baskınlığından hoşnut olmak çok da­ha ehemmiyetli.

Dinsel ve kültürel inançlar bireyle­rin cinsellik karşısındaki tutumların­da ve kabul edilebilir ya da edilemez saydıkları tavırlarda son derece ehemmiyetli, tanımlayıcı bir rol oynuyor. Birey bir tavrın misalin kendi kendini tatmin [mastürbasyon] za­rarsız olduğunu öğrense dahi, duygusal olarak yeniden de kabahatlilik ve pişmanlık dinleyebiliyor.

Takribî bir kuşak evvel cinselliğe erkeklerin bayanlardan daha fazla ilgi duyduklarına inanılır, dolayısıyla er­keğin mastürbasyon yapması, cinsel ilişkileri başlatması, hatta para öde­yerek seks yapması çok daha hoşgö­rüyle karşılanırdı. Feminizm dalga­sıyla ve bayan haklarının ve bayan so­runlarının kabul edilmesiyle bayan cinselliği etrafındaki tabular kalktı ve artık cinselliğin bayanlarda da er­keklerdeki kadar ehemmiyetli olduğu bili­niyor. Günümüzde bayanlar kendile­rinin de cinsel istekleri olduğunu, mastürbasyon yaptıklarını ve cinsel fanteziler kurduklarını kabul etmeye daha yatkınlar. 1981 senesinde reel­leştirilen bir araştırmada görüşme yapılan bayanların yüzde 73′ü 20 ya­şından evvel mastürbasyon yaptığını söylüyordu. Aynı tahlilcilerin 15 sene evvel, 1966 senesinde hakikatleştir­dikleri eşi bir araştırmada bu ra­kam sadece yüzde 46′ydı. Giderek mastürbasyon yapan bayan rakamı mı çoğalıyor, yoksa artık bayanlar bundan daha basit mi laf edebiliyor?

Bayanda birden çok orgazm tipi mi var ?

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ?

Araştırmaların çoğu, tam yaş grup­larında vasati haftada iki ya da üç defa sevişmenin çok yaygın olduğu­nu gösteriyor. Bununla beraber, genç çiftlerde ve beraber yaşayan ama konutlu olmayan çiftlerde cinsel etkinliğin daha yoğun olduğu, ama ikinci sene­dan sonra hem konutlu çiftlerde, hem de beraber yaşayan çiftlerde giderek eksilme meyli gösterdiği anlaşılıyor. Bazı dinlerde ve kültürlerde âdet ka­naması sırasında cinsel ilişki yasaktır. Ayrıca hamilelik, çocuk geliştirme, aile meseleleri ya da işteki gerilimler gibi hadiseler de cinsel ilişki sıklığını tesirli­yor. Bir deyişe göre bir çift birliktelik­lerinin ilk beş senesinde bir kavanoza her sevişmede bir metal para atsa ve beşinci seneden sonra her sevişmede kavanozdan bir metal para alsa, ömür boyu beraber yaşasalar dahi ka­vanoz hiç boşalmazmış

Yaşam tarzı ve ruh sağlığı

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Yaşam tarzı ve ruh sağlığı

Egzersiz, gelişmekte olan çocuk için çok önemlidir. Sağlıklı ve dengeli bir diyetin yanı sıra egzersiz de kız çocukların kemik yoğunluğuna
büyük katkı sağlayarak ileri yaşlarda osteoporoz gelişmesi olasılığını azaltır Zinde kalmayı sağlayarak obezitenin önlenmesinde yardımcı olur. Buna rağmen okul çağındaki kız çocukların yalnızca yüzde 60′ı tavsiye edildiği şekilde her gün bir saat süreyle egzersiz yapar. Okul öncesi dönemdeki çocuklar arasında ise egzersiz yapanların sayısı üzüntü verici derecede düşüktür.

Kararlı olun ve olabildiğince erken dönemde kızınızın haftalık rutininde egzersize yer vermesini sağlayın. Bebekler ve küçük çocuklar genellikle yüzmeye bayılır ve bebeklere yönelik özel jimnastik grupları onun macera hevesini de destekleyebilir. Kızınız büyüdükçe, okula yürüyerek ya da bisikletle gidip gelme alışkanlığı kazanmasını sağlayın. Ona eşlik ederek, siz de sağlığınız açısından faydalı bir şey yapabilirsiniz.

Ne yazık ki çocukluk çağındaki kızların çoğu, egzersizi daha çok erkek çocukları ilgilendiren bir uğraş gibi gördükleri için bu tür etkinliklerden uzak dururlar ve ortalıkta şortla dolaşmak için fazla büyüdüklerini düşünürler. Ama rekabete dayalı bir spora burun
kıvırsalar bile artık pek çok okul dans, pilates, yoga, hatta kickboks gibi daha ilgi çekici seçenekler sunabiliyor.

Formda bir vücut çekici bir vücuttur ve çocukluk çağından çıkıp ergenliğe yaklaşan kız çocuklarda bu konu daha da önem kazanır.
Ne yazık ki pek çok kız çocuk, kalori kısıtlamasını ince kalmanın yegâne yolu olarak görür. Oysa aktif olmak özellikle de bu yaşlarda
vücudun zindeliğini korumak için çok daha iyi bir yoldur.

Kızınızla birlikte bir egzersiz grubuna katılmanız onu doğru yönlendirebilir. (özellikle de günümüzde pek çok ünlünün formda kalmak
için egzersizden büyük ölçüde faydalandığını düşünürseniz). Bazı jimnastik salonları artık 11 yaşından küçükleri de kabul ediyor; ancak
bu yaş grubundakiler, küçük ve gelişmekte olan vücutlar üzerine tehlikeli olabilecek yük bindiren ağırlık cihazlarını kullanmamalıdır.

Yaşam tarzı ve ruh sağlığı

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Yaşam tarzı ve ruh sağlığı

Cinsiyet koşullanması
Sarı tulumu içinde uyuyan bir bebeğin cinsiyetini merak eden pek az yabancı vardır. Genellikle pembe ya da mavi giysiler saçtaki toka ya da delinmiş kulaklar ipucu verir. Cinsiyet koşullanmasını başlatan anne babalardır. 6 aylık bir bebek tepeden tırnağa gördüğü bir kişinin cinsiyetini ayırt edebilir. 10 aylık olduğunda, bunu karşısındakinin yalnızca yüzüne bakarak da anlayabilir ve 2-2,5 yaşlarındayken erkek ve kız resimlerine bakarak cinsiyeti doğru ifade edebilir. Çocuklar “kız” ve “erkek” sözcüklerini öğrenir öğrenmez hangi gruptan olduklarını bilirler.

2 yaşındaki bir kız çocuk, kız olduğunu bilir; 4 yaşındayken o güne dek hep kız olduğunu anlar ve 6 yaşına geldiğinde bunun kalıcı bir
durum olduğunun farkındadır. Küçük çocuklar her şeyi siyah-beyaz olarak yorumladıkları ve cinsiyet kavramını ararken el yordamıyla hareket ettikleri için, bakış açıları son derece indirgemeci ve inanılmaz derecede ayrımcıdır. Zaman geçtikçe, ebeveynler kadın ya da erkek olmanın hangi anlama geldiği konusunda daha incelikli bir bakış açısı geliştirmelerinde yardımcı olabilirler.
Kültürümüzde, erkek ve kız çocuklara farklı davranmanın kökleri derinlere uzanır. Kızlar zarif ve nazik olduklarında övgü alırlar ve onlarla sert olmayan oyunlar oynanır. Buna karşılık küçük bir erkek çocuğun inatçılığı ve düpedüz saldırganlığı “erkek çocukların hepsi aynı” mantığına dayanan bir tahammül gücünün gelişmesini sağlar.

Küçük bir çocuğun bilinçaltı bunların hepsini emer. Anne babaların kız çocuklarıyla daha fazla konuştukları ve bunun da erken çocukluk döneminde kızların sözel becerilerinin daha gelişkin olmasını güçlendirdiği gösterilmiştir. Kızlar çok küçükken “erkek gibi” giyinmelerine, oynamalarına ve davranmalarına izin verilir. Ama bunun tersi geçerli değildir. Bir kızın “erkek Fatma” olması uygun karşılanırken, bir oğlanın “hanım evladı” olması hiç de hoş karşılanmaz. Kızların duygularını ifade etmelerine izin verilir, ama ne yazık ki hâlâ pek çok erkek çocuğa çok erken yaşlarda bunun “kızlara göre” bir davranış olduğu öğretilmektedir. Okula başladıktan sonra kızlar en iyi birkaç arkadaşla takılırken, erkekler, çetelere ya da hiziplere katılır. Düşmanlarıyla etkileşimleri de farklıdır. Erkek çocuklar daha çok fiziksel zorbalığa başvururken; kızlar alay, dedikodu, sakatlıkla dalga geçme, aile, arkadaşlar, ırk ya da kiloyla ilgili sataşma gibi sözlü saldırıları tercih eder. insan bu yaşta bile küçük bir cadı olabilir! Kız çocuk zorbalığa maruz kaldığında okula gitmek istemeyebilir ya da hastalığı bahane edebilir. Okuldaki başarı seviyesi düşebilir, kendine zarar verme eğilimi gelişebilir; hatta bunu bir tehdit unsuru olarak kullanabilir. Her yıl okulda zorbalığa maruz kalan çocukların bir bölümünün intihar girişiminde bulunduğunu biliyoruz. Bu nedenle, çocuğunuzda gelişen davranış değişikliklerini ciddiye alın ve hem okulun hem de aile hekiminizin olup bitenlerden haberdar olmasını sağlayın. Çocukluğun zalim dünyasında okuldaki akran baskısı her iki cinsiyet için de alaya alınma riskine karşı cinsel şablonun benimsenmesini sağlayacaktır.

Hem kız hem de erkek çocuklara, oyuncak tabancadan tutun bebeklere kadar bütün oyuncakları sunmak için gerçek bir çaba gösteren anne babalar bile kızların bebekleri, erkeklerin ise oyuncak tabancayı seçtiğini görürler. Okul öncesi dönemdeki bir grup erkek çocuğun birlikte oynadığı oyunlar son derece fiziksel içerikli olma eğilimindedir; öyle ki eviniz bir anda onlara dar gelebilir. Kızların oyunlan daha yumuşaktır ve genellikle çok fazla harekete dayanmaz. Genel olarak, kızlar her yaşta erkeklere göre daha olgundur ve sahip oldukları yoğun konsantrasyon gücü, erkeklere göre daha uzun süre oturabilmelerini, resim yapma ya da bir kitaba bakma gibi işlerle daha uzun süre meşgul olabilmelerini sağlar. Bir kız çocuk 4 yaşına gelmeden genellikle kendi hemcinsiyle oynamayı tercih eder. Bu durum erkeklerle oynamanın yepyeni bir oyun haline geldiği ilkgençlik çağına kadar sürer!

Eğitimcilerin çoğu kızlarla erkekler arasında öğrenme farklılıkları ve davranışsal farklılıklar olduğunu kabul eder. Bu nedenle birçok uzman, ayrı eğitim görmelerinin en iyisi olduğunu iddia eder. Buna karşılık diğer uzmanlar, erken yaşta karşı cinsle aynı ortamda bulunmanın
daha sonra daha iyi ilişkiler kurabilmeyi sağladığını öne sürmektedir.

Çok hızlı büyüme
Küçük kızlar anneleri gibi olmayı isterler. Yürümeye başlar başlamaz yüksek ökçeli ayakkabılarınızla ortada gezinmeye başlarlar ve
ellerine en küçük bir fırsat geçtiğinde makyaj malzemelerinizi denemeye girişirler. Bu yalnızca bir oyundur. Ancak, sürekli reklam baskısmın etkisiyle küçük kadınlar gibi giyinen çocuklar artık gerçek yaşamda da karşımıza çıkıyor. Günümüzde akran baskısı çok güçlü
ve 5 yaşındaki çocuklar bile tasarımcı etiketlerini biliyorlar. Bırakın da çocuğunuz çocukluğunu yaşasın; o dönem öylesine kısa ve değerli ki! Gerçekten istiyorsa oje sürsün, ama yalnızca ara sıra. Bunun kızınız açısından bir norm haline gelmemesi için elinizden
geleni yapın. Ama yüksek ökçeli giyme isteği karşısında sakın pes etmeyin; çünkü bu tür ayakkabılar ayaklarından omurgasına kadar kemiklerinde şekil bozukluğuna yol açacaktır. Kulaklarını deldirmesine izin verip vermemek daha çok kişisel bir tercihtir. Ama bence kulaklarıyla ilgili bakımı kendi yapabilir yaşa gelene kadar beklemenizde fayda var. Küpe takıyorsa alerjik reaksiyonları önlemek için bunların saf altın ya da gümüş olmasına ve geceleri çıkartılmasına dikkat edin. Küpelerin arkaları gece uyku sırasında rahatsız edebilir. Ayrıca küpelerin çok hafif olması gerekir; ağır küpeler kulakmemesini kalıcı olarak sarkıtabilir. Halka şeklindeki küpeler kolayca tutulduğu ve kazayla çekildiğinde kulakmemesini yırtabileceği için bunları kullanmaktan kaçınmalıdır.

Kız çocuklar 2 yaşındayken bile flört etmeye programlanmıştır. Çoğu babalarına bakarken gözlerini kırpıştırır. Bazen cinsellikleri daha da bariz olabilir; eşyalara ya da kucağında oturdukları erişkinin bacağına sürtünebilirler. Bunu kendilerini iyi hissettirdiği için yaparlar. Bu davranışın sakıncalı bir tarafı yoktur; doğal olduğu için aşırı tepki göstermeyin. Küçükken başka bir şey yapmayı teklif ederek, örneğin
bir öykü okuyarak, dikkatlerini kolayca başka yöne çekebilirsiniz. Yaklaşık 4 yaşındayken, çoğu çocuk merak ettiği için diğer çocukların cinsel organlarını görmek ister. Onlar için fazla öncelikli bir hal aldığını düşünüyorsanız cinsel davranışlar üzerinde kontrol gücünüzü kullanmaktan korkmayın. Eğer erken cinsel gelişime davranış değişiklikleri ya da genital enfeksiyonlar eşlik ediyorsa bir uzmana danışın.

Cinsel eğitim
Kızınız bebeklerin nereden geldiğini bilmek istediğinde ona gerçekleri anlatın; ama verdiğiniz bilgiler yaşına uygun olsun. “Annenin karnından gelir” yanıtı iyi bir başlangıç olabilir. Kızınızın cinsel eğitimine erken yaşta, doğal açıklamalarla başlayın ve bilimsel bilgileri bir
anda kontrolsüzce yüklemeyin. Her yeni soruyla, bilgisine biraz daha fazlasını ekleyin. Gerçekleri o sindirdikçe anlatırsanız, onun kavrayışına, olgunluğuna uygun biçimde aktarırsanız, âdet görme ve cinsellik kavramları karşısında büyük bir şok yaşamayacaktır. Âdet görme konusunda olumlu konuşmanız onun için bir şanstır; âdet görmeyi kadınlığın bir nişanesi, bebek sahibi olabileceğinin bir işareti olarak anlatın. Konuyla ilgili ilk açıklamaları arkadaşlarından duymasını beklemeyin. Duyduklarının hepsi yanlış olabilir ve onu gereksiz yere korkutabilir. Kızların çoğu, büyüme hızının doruğa ulaştığı yaştan bir yıl sonrasına denk gelen 12 yaşından önce âdet görmez. Ama şanssız olan birkaçı 9 yaşında âdet görmeye başlayabilir; o yüzden de, temel bilgileri o yaşa kadar almış olması gerekir.

Çok nadir de olsa, bir kız çocukta buluğ çağı 6 ya da 7 yaşında başlayabilir. Çocuk üzerindeki sosyal ve psikolojik etkisinin yanı sıra bu
durum çocuğun boyunu da etkileyebilir ve nadiren tümör gibi ciddi bir tıbbi sorunun göstergesi de olabilir. 9. yaş gününden önce buluğ çağı belirtileri görülen bir kız çocuk için uzman bir hekimle görüşerek gerekli incelemeler yapılmalıdır. İncelemeler sonucunda daha uygun
bir yaşa ulaşana kadar ergenliğin ertelenmesi gerekebilir.

Çocukluk çağı depresyonu
ingiltere ve Galler’de 12 yaşından küçük çocukların yaklaşık yüzde 10′unda depresyon, takıntılı düşünceler ya da anksiyete gibi psikolojik bir bozukluk görülmektedir. Ne yazık ki çocuklar arasında duygu ve davranış bozuklukları giderek yaygınlaşmaktadır. Üzüntü verici ya da stresli olaylar depresyon ataklarını başlatabilir. Yani, boşanma gibi büyük bir değişiklik yaşayan ailelerdeki
küçük çocuklar ya da bekâr annesi veya babası yeni bir eş bulan çocuklar özellikle duyarlıdır. Kendine güveni yetersiz, yaşama bakışı kötümser olan ya da stres karşısında olağandışı duyarlılık gösteren çocuklarda, ruhsal bir bocalama riski özellikle yüksektir. Bazı çocuklar ise günümüzün rekabete dayalı toplumundaki güç lüklerle başa çıkamadıkları duygusuna karşı özellikle duyarlıdırlar. Tıpkı diş ağrısında olduğu gibi, depresyon da hiçbir şey yapılmazsa kötüye gider. Çünkü depresif düşünme biçimi, çocuğun gelişmekte olan kişiliğinin bir parçası haline gelebilir. Buna yönelik oldukça fazla yardım kaynağı bulunmasına ve konunun artık daha iyi anlaşılmasına rağmen, pek çok anne baba ruhsal bozukluklarla ilgili damgalanma sorunları yüzünden çocuklarının bu tür problemler yaşadığını itiraf etme konusunda isteksizdir. Bu da depresyondaki pek çok çocuğun, gereksinim duyduğu profesyonel desteği alamadığı anlamına gelir.
Ancak uyarıcı işaretler vardır. Öncelikle okul başarısı, arkadaşları ve ailesiyle olan ilişkileri etkilenecektir. Sonrasında ise madde bağımlılığı, yıkıcı davranış, şiddet ve hatta intihar eğilimi gelişebilir. Erişkinden farklı olarak çocuk, depresyonda ya da üzgün olduğunu
pek söylemez ve belirtiler o kadar silik olabilir ki gerçekten de bir şeylerin ters gittiğini anlamak güç olabilir. “Sıkılıyorum” ya da “kızgınım” gibi sözcükler kullanabilir ya da mutlu olmadığını söyleyebilir; ancak genellikle onu ele veren, davranış değişiklikleridir. Dikkat edilmesi gereken belirtiler; süregiden melankoli, keyif alamama, huzursuzluk, yorgunluk, uykusuzluk, özsaygı eksikliği ve sosyal çekilmedir. Depresyondaki çocuklarda sıklıkla karın ağrısı, baş ağrısı ya da normal düzeyde kilo alamama gibi fiziksel belirtiler de görülür. Hastalığı
bahane edebilirler ya da “aptalın tekiyim”, “herkes benden nefret ediyor” ya da “keşke ölseydim” gibi olumsuz yorumlarda bulunabilirler. Bunlar dışında çocuk, kendi güvenliği konusunda aşırı endişeli de olabilir. Neyse ki çocukluk çağındaki depresyon da tedavi edilebilir. Davranışlar devam ederse, aile hekiminiz ve bazı durumlarda çocuğunuzun öğretmeni sizi yardım edebilecek uzmanlara yönlendirebilir. Reçeteyle kullanılan ilaçların yanı sıra bilişsel terapi ya da aile terapisi gibi pek çok başka seçenek mevcuttur.

Boşanma
Çocuklar anne babaları ayrıldığında ya da boşandığında büyük üzüntü duyarlar. Ancak, erişkinlerin yaşadığı duygusal karmaşa içinde çocukların hissettikleri genellikle göz ardı edilir. Çocuğu anne baba arasında sorunlar olduğu konusunda önceden haberdar etmek, birdenbire “Biz boşanıyoruz” darbesini vurmaktan daha iyidir. Tartışmanın bir parçası olmaları gerekmez, ama neler olup bittiğini bilmeleri gerekir. Zaten ruh halinizden ters giden bir şeyler olduğunu anlayacaklardır ve algıladıklarını gerçekte olduğundan çok daha kötüye yorabilirler. Okul öncesi çağdaki çocukların kafası karışabilir; huzursuz ya da üzgün olabilirler, hatta geri çekilebilirler. 6-9 yaş arasındakiler, neler olup bittiğini tam olarak anlayabilecek kadar olgun değildirler; ancak hiç de hoş olmayan bir şeylerin döndüğünü bilirler ve duygularını dışavurmak onlar için güç olabilir. Öfkeyle tepki verebilirler ya da okuldaki başarı düzeyleri düşebilir. Pek çok çocuk boşanma nedeniyle kendini suçlayabilir. Bu ayrılığın onların hatası olmadığını anlamalarını sağlamak çok önemlidir. Çocuğun bu gergin dönemde sorularına yaşına uygun, dürüst yanıtlar almaya hakkı vardır. Erişkinler için bu durum özellikle de kendilerini suçlu hissettiklerinde ne kadar rahatsız edici olursa olsun, çocuklar duygularını dışavurmada özgür bırakılmalıdır. Sizden nefret ettiklerini söyleyebilirler ve kastettikleri gerçekten de budur; ancak hissettiklerini söylemeleri yönünde cesaretlendirilmezlerse daha sonra bu duygularını baskılayabilirler. Çocuklar ayrıca aile birliğinin bölünmesi nedeniyle de acı çekerler; bunu olabildiğince azaltmak için yapabileceğiniz pek çok şey var. Bu stresli dönemde çocuklarına gerçekten de yardımcı olmaya çalışan bir anne, çocukların önünde babalarıyla öfkeli bir tartışmaya girişmez. Yakın gelecekte eski eşiniz olacak adamın sizi aldatan bir zalim, yalancının teki, cimri bir domuz olduğunu düşünebilirsiniz; ama bu düşünceleri çocuklarınızla paylaşmanızın onlara bir faydası olmaz.

Sonuçta ne olur? Çocuklar, ebeveynlerden birine gidip onunla keyifli zaman geçirirken, diğer ebeveyne “ihanet etme” konusunda kendilerini suçlamadıklarında çok daha mutlu olurlar. Siz artık çocuklarınızın babasına ihtiyaç duymuyor olabilirsiniz, ama onların babalarına her zaman ihtiyacı olacak. Ebeveynlerden biriyle bağlantısını yitiren çocukların -ki pek çoğu bu durumdadır- boşanmadan daha fazla etkileneceğini gösteren yığınla kanıt var. Çocukların çoğu eninde sonunda uyum sağlar, ama anne babanın devam eden bir çatışma içinde olduğu durumlarda bu uyum süreci daha yavaş işler. Aynı kurallar, anne yeniden evlendiğinde de geçerlidir. Yine
çocukları bu olay için hazırlayın; duygularını tartmaya çalışın ve hissettiklerine karşı saygı duyun. Herkesin birbiriyle iyi geçineceği konusunda umutsuz olsanız da yeni eşinizi çocuklara zorla kabul ettirmeye çalışmayın. Yeni eşinizle oturup anne baba sorumlulukları hakkında doğrudan bir konuşma yapmanız da önemlidir. Kişilik çatışmaları, kıskançlıklar ve disiplin gibi olası tuzaklar üzerinde açıkça konuşun. Karşılaşabileceğiniz bütün sorunları önceden kestiremezsiniz ama zaten bu tür bir konuşma hemen her zaman önemli sorunlar
ortaya çıktığında ve ilişki kırılma noktasına gelecek ölçüde gerildiğinde yapılır.

Çocuklarınız ile yeni eşiniz arasındaki ilişkinin sizden bağımsız olarak şekillenmesi için zaman gerekir. Onu babalanymış gibi göstermeyi de denemeyin; bu durum, bölünmüş aile birliği hakkında hissettiklerini daha da kötüleştirir. Yeni eşiniz asla babalarının yerini alamayacaksa da başlangıçta dikkatli adım atmaya özen gösterirse zaman içinde değer verilen ve çok sevilen bir baba figürü ve yakın bir dost haline gelebilir.

Öğrenme güçlükleri
Depresyon ve aile travmasının yanı sıra, bir kız çocuğun okuldaki başarısını etkileyen başka nedenler de olabilir; özellikle de zamanında
tanı konamazsa. Erkek çocuklarda kızlara göre üç kat sık görülen disleksi iyi bilinen bir sorundur ve tıbbi yayınlarda geniş yer bulan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na (DEHB) erkeklerde kızlara göre dokuz kat sık rastlanır. Buna karşılık, diskalküli (matematik kavramlarını anlama ve matematik problemlerini çözmede zorluk) hakkında pek az araştırma yapılmıştır ve bilin bakalım diskalküliye kimlerde daha sık rastlanır?
Evet, diskalküli kızlarda erkeklere göre çok daha sık görülür.

Bu durum, kız çocuğun basit matematik becerilerini edinmesini ciddi biçimde etkiler. Basit sayısal kavramları anlamada, istatistiği kavramada zorluk çekebilir; sayısal gerçekleri öğrenmek ona güç gelebilir. Diskalküliden mustarip çocukların dil becerilerinin normal ya da ileri düzeyde olması ve okudukları sözcüklerle ilgili iyi bir belleğe sahip olmaları ilginçtir.

Diskalkülisi olan kız çocuklar, sayıları görselleştirmede güçlük çeker ve sıklıkla sayıları karıştırırlar; sonuç olarak saçma sapan gibi görünen hatalar yaparlar. Oysa tanı konduktan sonra, bu konuda yardımcı olabilecek görsel destek sağlama ve matematiksel gerçekleri
ezberlemesi için ek süre tanıma gibi pek çok öğretme stratejisi vardır. Bazı çocuklar bir matematik problemini yüksek sesle okuduklarında
ya da bunu bir başkası yaptığında görsel becerileri yerine işitsel becerilerini kullanabildikleri için daha iyi sonuç aldıklarını fark ederler. Çalışmaları için grafik kâğıdı vermek de sayılan sıralayabilmeleri açısından yardımcı olur.

Basic Skills Agency’nin (Temel Beceriler Ajansı) yakın zamanlı bir raporuna göre, bilgisayarlar ve hesap makineleri çağında bile insanın sayılarla arasının kötü olması, bir iş bulma ve o işi devam ettirme konusunda okuryazarlık durumunun yetersiz olmasından daha büyük bir dezavantajdır. Bu nedenle, kızınızın matematikle ilgili bir sorunu varsa öğretmenleriyle görüşün ve okulundaki rehberlik uzmanına danışın. Gerekirse, okulun kızınıza uygun destek sağlamasına olanak verecek bireysel bir eğitim planı hazırlanabilir.

Hormonlarla ilgili konular

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Hormonlarla ilgili konular

Yeni doğan kız bebek
Yeni doğan bir kız bebeğin rahmi de dahil genital organları annesindeki östrojenin etkisiyle şişmiş gibidir. Bazen hafif kanlı olabilen bir
vajinal akıntı sık görülür. Bu aslında bir tür âdet görme provası gibidir. Genellikle ağrısızdır, bir günden kısa sürer ve tedavi gerektirmez. Kız bebeğin vücudunun hormon düzeylerindeki düşmeye böyle bir yanıt vermesi vücut işleyişinin normal olduğunun işaretidir. Ancak bu dönemden sonra buluğ çağına erişene kadar vajinal kanama olmaması gerekir. Eğer olursa (genellikle hafif bir enfeksiyona ya da vajina da yabancı cisim bulunmasına bağlıdır) nedeni araştırılmalıdır. Yeni doğan kız bebeğin labyumları çok nadir olarak doğumda birleşik gibi görünebilirse de çoğunlukla kolayca ayrılabilir. Anneden kaynaklanan hormon artıkları nedeniyle memelerinde şişme görülebilir; ancak bu durum 6 hafta içinde normale dönmelidir.

Bez değiştirme
Erkek bebeği olan yeni anneler sıklıkla bebeğin “apış arasf’nı temizlemekte ne kadar zorlandıklarından söz eder. Oysa kız bebeğin altını temizlemek çok daha zordur. Erkek bebeklerde hiç olmazsa genital organlar kapalı bir kutu gibidir; buna karşılık küçük kızlarda kirlenebilen ve temizlenmesi gereken pek çok kıvrım ve gizli saklı köşe bucak vardır. Bebek kakası cildi kolaylıkla tahriş edebildiği için genital organların çevresinin iyice temizlenmesi önemlidir. Ancak vajina büyük oranda himen (kızlık zarı) ile korunduğu için temizlerken içeriye doğru uzanmaya gerek yoktur. Kızınız aslında tam da sizin gibi olduğu halde, bazen neyin ne olduğunu bilmek zor gelebilir. Neyi nasıl yapmanız ve altını değiştirirken nereleri temizlemeniz gerektiği konusunda emin değilseniz, ebeye ya da bebeğinizle ilgilenen hekime sorun.

Dişi genital organlarını etkileyen doğumsal kusurlar
Dişi üreme sistemi, anne rahmindeyken sağlı sollu iki “tüp” sisteminden gelişir. Bu tüp sistemlerinin üst bölümleri ayrı kalarak fallop tüplerini (yumurta kanalı) oluşturur. Alt bölümler ise birleşerek rahmi ve vajinanın üçte iki üst bölümünü meydana getirir. Vajinanın alt üçte birlik bölümü vulva derisinin içeriye doğru kıvrılmasıyla oluşur. Ortasında küçük bir açıklık bulunan himen adlı ince zar, iki sistemin birleştiği düzeyi belirler. Ancak vücudun diğer organlarında olduğu gibi genital kanalın da gelişimi sırasında hatalar olabilir ve bazı doğumsal kusurlar ortaya çıkabilir. Her 1 500-2 000 kız bebekten biri bir tür genital anormallikle doğar. Bunların bazıları hemen fark edilecek kadar aşikârdır; diğerleriyse çocuğun buluğa ermediği ya da buluğ çağının diğer belirtileri görüldüğü halde âdetlerin başlamadığı fark edildiğinde açığa çıkar. En sık rastlanan anormallik, kızlık zarında hiç delik bulunmaması olarak tanımlanan imperfore himendir. Bu durum diğer açılardan gelişimi bütünüyle normal olan bir genç kızda âdet döneminin başlamamasıyla ortaya çıkar. Aslında âdet başlamıştır, ama kan himenin üzerinde vajinada birikir. Tanı konduktan sonra basit bir cerrahi girişimle bu durum düzeltilebilir.
Görece sık rastlanan bir diğer sorun, iki kanal sisteminin rahim düzeyinde olması gerektiği biçimde birleşmemesidir. Bazen rahmin üst bölümünde küçük bir bölme kalır ya da neredeyse servikse (rahim ağzı) kadar uzanan bir duvar nedeniyle “çift boynuzlu” rahim (uterus bikomis) gelişebilir. Bu tür bir gelişimsel hata genellikle herhangi bir belirtiye neden olmasa da bazen âdet döneminde yoğun kanamalara ve tekrarlayan düşüklere yol açabilir. Bir ultrasonografi incelemesiyle tanı konabilir. Küçük bölmeler cerrahi girişimle çıkartılabilir, ancak çift boynuzlu rahimde tedavi çok daha zordur. Çok ender olarak çift rahim ve her birine ait birer serviks bulunabilir (ve evet, bu durumda bir kadının ikişer “smear” testi yaptırması gerekir!) ve hatta bazen üst vajina da çift olabilir.

Kızlarda hormonlarla ilgili sorunlara ya da kromozom anormalliklerine bağlı daha ciddi bazı problemlerle de karşılaşılabilir.

Turner sendromu
Bu sendrom, yeni doğan her 2 000 kız bebekten Tini etkiler. Nedeni X kromozomlarından birinin bulunmaması ya da kusurlu olmasıdır; sonuçta çocuk iki yerine tek X kromozomuyla doğar. Belirtileri arasında boy kısalığı, yele boyun, ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi, geniş ve yassı göğüs kafesi, düşük saç çizgisi, düşük kulak, el ve ayak tırnaklarının yumuşak olması ve düşük gözkapaklan vardır. Kromozom anormalliği ne kadar belirginse, belirtiler o kadar aşikârdır; belirtilerin en fazla göze çarptığı bireyler, sendromun bütün özelliklerini taşıyan kişilerdir. Kromozomun yalnızca bir bölümünün eksik olduğu kişilerde ise yalnızca hafif belirtiler olabilir. iki X kromozomunun da eksik olması yumurtalıkların gelişimini etkiler ve bu da olması gereken yaşta östrojen üretiminin başlamayacağı anlamına gelir. Bazen meme gelişimi ya da buluğ çağının diğer belirtilerinin görülmemesi sonucu tanı konur. Turner sendromu olan kızlarda, normalde buluğ çağında izlenen büyüme atağı da görülmez ve bu nedenle çocuğun boyu kısa kalır. Östrojen tedavisi, bu sendromu taşıyan çocuğun cinsel olgunluğa ulaşmasını sağlar ve ideal olanı, normalde buluğ çağının başladığı ergenliğin ilk yıllarında tedaviye başlanmasıdır. Östrojen tedavisi osteoporozu önlemek açısından da önemlidir. Turner sendromlu kadınlar uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilir; ancak yumurtalıklarının olmaması ne yazık ki çocuk doğuramayacakları anlamına gelir.

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH)
Bu durumun nedeni, böbreküstü bezlerinde aşırı miktarda testosteron üretilmesidir. Sonuç olarak kız bebek küçük bir fallusu andıran büyümüş bir klitorisle doğar. Daha ağır vakalarda dış genital organlar daha da erkeksi görünebilir. Hatta mesaneden (idrar torbası) çıkan idrar kanalı (üretra) küçük bir penisten geçerek dışarı açılabilir; büyümüş ve birbiriyle kaynamış olan labyumlar, küçük bir skrotuma (erbezi torbası) benzeyebilir. Ancak bebeğin iç genital organları rahim, fallop tüpleri, yumurtalıklar ve vajinadır. KAH genetiktir; anormal gen taşıyan ebeveynlerden aktarılan genler nedeniyle gelişir. Bu durumun ortaya çıkması için, genin hem anneden hem de babadan geçmesi gerekir. Yalnızca bir ebeveynden geni alan bebeklerde genital organlar normaldir; ancak bu bebekler anormal geni taşıdıkları için ileride KAH’lı bir çocuklarının olma ihtimali vardır. KAH’lı bir çocuk doğuran kadın, daha sonraki gebeliklerinde doğum öncesi tanı testi yapılmasını talep edebilir. KAH, anormal hormon seviyelerini düzeltmek için alınan ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçları genellikle yaşam boyu kullanmak gerekir. Anormal genital organların düzeltilmesine yönelik plastik cerrahi girişimler uygulanabilir. Bütün bunları saymazsak, KAH’lı kızlar tamamen normal bir yaşam sürerler ve hamile kalıp doğum yapabilirler.

Androjen duyarsızlığı sendromu
Bu durum KAH’in tam tersidir. Bebek genetik açıdan erkek (XY genlerini taşıyan) olduğu halde, dişi genital organlarıyla doğar ve doğum sırasında kız olduğu zannedilir. Sendromun nedeni, vücuttaki dokuların androjenlere yanıt vermesinde çeşitli derecelerde ortaya çıkabilen bir hatadır. “X kromozomuna bağlı çekinik geçişli” bir sendromdur; yani gen, taşıyıcı anneden aktarılır. Etkilenen çocuğun küçük bir vajinası vardır, ama rahmi yoktur ve yumurtalıklar yerine karın boşluğu içinde iki küçük erbezi bulunur. Sendrom genellikle çocuk normalde olması gereken dönemde buluğa ermediği ve âdet görmeye başlamadığı zaman fark edilir. Tanı konduktan sonra östrojen tedavisiyle normal ergenlik gelişimi -en azından görünüm açısından- uyarılabilir. Kaçınılmaz olarak, androjen duyarsızlığı sendromu olan kızlar kısırdır. Ancak ilginç olan şudur ki kız çocuk gibi yetiştirildikleri için bu sendromun görüldüğü kişilerde normal bir dişi cinsel kimliği gelişir ve cinsel açıdan erkekleri çekici bulurlar.

Adet nedir? Adet kanaması nedir? Adet kanaması hakkında bilgi

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

Adet nedir? Adet kanaması nedir? Adet kanaması hakkında bilgi

Adet kanaması ortalama 13 yaşından menapoza kadar her kadının yaşadığı doğal bir olaydır.Gebe kalamayan kadın rahminin içindeki doku(endometrium) her ay dökülerek yenilenir.Bu dökülme sırasında açılan damarlardan kan, ölü hücreler ve endometriumdan salınan bazı maddeler kanla birlikte, pıhtısız koyu renk ve kıvamda bir karışım olarak vajinadan dışarı atılır. Bu görünümden ve özel kokusundan dolayı halk arasında yaygın olarak “pis” veya “kirli” kan olarak adlandırılsa da bu doğru olmayıp, adet kanı mikropsuz ve özel bir kandır. Genel olarak 3-5 gün sürerse de 1 ila 8 gün sürmesi normal olarak kabul edilir.Ortalama miktarı 30 ml (yarım çay bardağı ) kadar olmakla beraber damlama tarzında kanamadan 80 ml ye (bir çay bardağından biraz fazla) kadar varan miktarlarda olabilir.

Adet dönemi ile ilgili bilgiler genel olarak bir önceki kuşaktan edinilmektedir. Son derece sıradan bir biyolojik olay olarak görülse de bazı kurallara uyulmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hiç doğum yapmamış bir kadın , normal menstruel kanamalarla (adet) ülkemizde ki ortalama menapoza girme yaşı 49 olarak alınırsa ömrünün 1 ila 8 yılını adet kanamalarıyla geçirmektedir.Bu hesaplama ile ortaya çıkan rakamlar adet döneminde ki uyulması gereken hijyenik (sağlık) kurallarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Adet dönemindeki bakım ve uyulması gereken kurallar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1-Genital (cinsel )organlara yönelik kurallar

-Enfeksiyon
-Fizik kirlilik ve koku
-Cinsel davranışlar
2-Psikolojik kurallar
3-Sosyal kurallar

1-Genital bakımın en önemli kısmı kanama ve bunun sonuçlarına yönelik olmalıdır.
Damar dışındaki kan mikropların üremeleri için uygun bir ortam oluşturur. Ayrıca parçalanan kan hücreleri ve özellikle adet kanıyla karışık olarak atılan ölmüş rahim içi hücreleri kötü bir koku oluştururlar.Bu yüzden adet süresince temizlik ve alınan önlemlerle kanın kokusu ve enfeksiyonlara zemin olutturması önlenmelidir.Bunun için değişik evde yapılmış veya hazır hijyenik pedler,tamponlar kullanılabilir. Pedlerin içinde kanı emen bir doku bulunur.Bunun etrafında ise bez veya dayanıklı kağıt ve giysiye tutturulmak için özel ekler vardır. Pedler kanın vajina ve çevresindeki cildi tahriş etmesini ve giysileri kirletmesini önlemek için kullanılır. Vajinal tamponlar , silindir teklinde, vajina şekline uygun ucunda çıkartılmasını kolaylaştırmak üzere ipi olan, emici madde içeren nesnelerdir.

Bakire olan bayanlarda da kullanılabileceği belirtilmekte ise de gerek ülkemizin sosyo-kültürel yapısı gereği kızlık zarına (hymen) verilen önem,gerekse kızlık zarının değişik şekillerde olabilmesi açısından dikkatli olunmalıdır. Tamponun yerleştirilmesi sırasında kızlık zarında yırtık olması mümkündür. Tampon veya pedlerin kullanımı sırasında başlıca dikkat edilmesi gereken konu temiz olmaları ve 6-8 saatte bir değiştirilmeleridir.

Aynı ped veya tamponun uzun süreli (özellikle vaginal tampon) kullanılması vajina içinde bazı bakteriler (mikroplar) üreyerek bunların oluşturduğu toksinlerle (zehir) ciddi,hatta bazan ölümcül hastalıklar (toksik tok sendromu) bile görülebilmektedir. En azından bazı kronik iltihabi hastalıklar ve cildin tahriş olmasını önlemek için uygun aralıklarla, üretici firmanın önerilerine göre ped ve tamponlar değiştrilmelidir.Ped veya tamponların kirlenmiş olanları genellikle satılan paket içerisinde bulunan kirli ped poşetlerine konularak çöpe atılmalıdır.Çünkü kan yoluyla geçen bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabilirler. Aynı tamponun uzun süre kullanılması koku ve kirliliği de önlemekte yetersiz kalır. Ancak yukarıda bahsedilen gerekçeler nedeni ile çok az adet kanaması olsa bile kadınlar pedleri kirlenmemiş olsa da uygun aralıklarla değiştirmelidirler.

Adet döneminde cinsel ilişki kanin varligina bagli olarak itici olabilir. Tibbi olarak dişaridan içeriye dogru bir akim nedeniyle bazi mikroplarin içeri girmesi sonucu iltihabi hastaliklara da neden olabilmesi açisindan az da olsa risk oluşturabilir.Ancak eşlerin her ikisi de herhangi bir enfeksiyon hastaligi taşimiyorlarsa bu olasilik çok düşüktür. Her şeye ragmen bu tür riskler bilinerek adet sirasinda cinsel ilişki olmasi ( bazi kadinlarda adet öncesi ve sonrasinda cinsel istekte artiş olabilmektedir)bir felaket degildir.Hatta adet sirasinda cinsel ilişkiden uzak durulmasi tibbi olmaktan çok sosyal nedenler,tabular ve psikolojik duruma baglidir.Özellikle kadinin adet kanamasi sirasinda ilişki olursa ciddi bir hastalik ortaya çikmasi söz konusu degildir.

2- Adet döneminde hormonal dalgalanmaların da etkisi ile adet öncesinde başlayıp devam eden duygusal ve psikolojik değişiklikler ve bazan bozukluklar olabilir.Bazan adetlerin ağrılı, yoğun ve uzun süreli olması ayrıca tybbi bir problem olabilir ve psikolojik sıkıntıya neden olabilir veya artırabilir.Psikolojik sorunlar yelpazesinin bir ucunda basit günlük aktivitelerdeki aksaklıklar, sinirlilik ve konsantrasyon güçlükleri, diğer ucunda ise ciddi psikiatrik yaklaşım gerektiren depresyon ve psikozlar yer alır.

Durumun ciddiyetine göre ilaç ve psikiatrik desteğe başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Hafif (çoğunlukla olduğu gibi) olarak geçiştirilen durumlarda aile ve iş yerindeki destek ve anlayış yeterli olacaktır. Hafif vakalarda bazı ilaç tedavileriyle günlük ve profesyonel aktivitelerdeki performans artırılabilir. Bunun için kadınlar, adet dönemlerinde kendilerini nasıl hissettiklerinin yanı sıra, çevrelerindeki insanların da onları nasıl algıladıklarını öğrenmeye çalışarak, sorunlu olduklarını düşünüyorlarsa hemen bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdırlar.

3-Sosyal çevre ile ilişkiler kişinin psikolojik durumu ile çok yakindan ilgili oldugundan adet döneminde sorunlar yaşaniyorsa ciddi konsantrasyon (tatil,eglence,sinav,evlenme,sportif yarişmalar, hac ziyareti vb) gerektiren aktiviteler ertelenebilir. Eger bu tür sosyal aktiviteler ertelenemiyorsa kadin dogum uzmanina baş vurularak adet kanamasinin geciktirilmesi veya öne alinmasi mümkündür. Yüzme ve su sporlari uygun tamponlar kullanilarak yapilabilir.Sudan dolayi kirlenme genellikle söz konusu degildir.

Özetle ömrünüzün yillarla ifade edilen bir bölümünü yanlış bilgi, tabu ve yasaklarla sağlıksız ve huzursuz geçirmeniz gereksizdir. Uygun bir danışma ile doktorunuz yıllarınızın kaybolmasını önleyebilir.

KOTEX’İN YENİ MARKA YÜZÜ “DEMET EVGAR” OLDU

7 Aralık 2019 Cinsel Blog

0 Yorumlar

KOTEX’İN YENİ MARKA YÜZÜ “DEMET EVGAR” OLDU

Kotex, Demet Evgar ile birlikte kadınları kurallarını kaldırmaya davet ediyor !

Genç kuşağın en başarılı oyuncularından Demet Evgar, Kotex’in yeni marka yüzü oldu. Kotex, özel günlerinde rahatsız ve endişeli hissederek kendilerine bir takım kurallar koymak zorunda kalan kadınları Demet Evgar ile birlikte bu kuralları kaldırmaya davet ediyor.

Hijyenik kadın pedinin mucidi Kotex, kadınların özel günlerini daha da rahat geçirmelerini sağlamak için geliştirdiği yeni ürününü sunuyor ve Demet Evgar ile birlikte kadınları Kotex rahatlık ve korumasını keşfedip kurallarını kaldırmaya davet ediyor.

Kotex’in yeni marka yüzü Demet Evgar: “Kotex, kadınsı ve farklı duruşu ve bu kategoride görmeye alışkın olduğumuz klişelerin çok dışında yaptığı iletişim çalışmalarıyla çok beğendiğim ve kendime yakın bulduğum bir marka. Ayrıca ürünlerine çok güveniyorum, neredeyse pazara girdiği ilk yıllardan bu yana severek kullandığımı söyleyebilirim. Her ay bu süreci yaşayan kadınlar olarak karşılaştığımız bazı problemler, ya da pek keyifli olmayan durumlar olur ve bu durumların üstesinden gelmek için kendimize bazı kurallar koymak durumunda kalırız. Oysa doğru kişisel bakım ürünlerini seçen kadınların bu dönemde kendilerine kurallar koymalarına ve hoş olmayan bazı durumları yaşamalarına hiç gerek yok. Kotex’in yenilenen ürününü tanıtmak amaçlı hazırladığımız reklam kampanyasıyla bu durumu gözler önüne serip, yenilenen Kotex’in kadınların ihtiyaçlarını anladığını ve bu süreçte onların yanında olduğunu anlattık. Aynı zamanda kadınları www.kurallarikaldir.com web sitesine davet ederek kendi kurallarını bizimle paylaşmalarını istiyoruz. Paylaşılan kurallardan 3 tanesini seçerek skeçlerini canlandıracağım. Hatta seçilen kurallardan bir tanesini kuralı paylaşan kişiyle birlikte canlandıracağız” dedi.

Kimberly Clark Yetişkin ve Kadın Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Deniz Gürler Utkutan ise: “Kağıt ve kişisel bakım pazarında dünya devi olan Kimberly-Clark, tüketicilerin beklentilerine cevap veren hatta bu beklentileri aşan ürünleri, yenilikçi bakış açısı ve sürekliliği ile 140 yılı aşan bir süredir başarısını devam ettiriyor. Dünya’daki ilk kadın pedi Kotex’i 1. Dünya savaşı esnasında üreten ve kadınlarla buluşturan Kimberly-Clark olarak kadınların hayatını kolaylaştırmaya devam ediyoruz. Bu anlamda, kadınların özel günlerinde rahatlık ve güven duygusunu yaşayabilmeleri ve bu günlerde kendilerine koymak zorunda kaldıkları kurallarını kaldırabilmeleri için yeni Kotex’i geliştirdik. Hedefimiz, özel günlerinde kendilerini rahatsız ve endişeli hisseden kadınları doğru ürünle buluşturarak yaşadıkları endişeleri ortadan kaldırmak ve rahat etmelerini sağlamak. Kotex her zaman korumanın yanısıra pamuksu üst yüzeyi sayesinde cildi tahriş etmemesiyle de ön plana çıkmıştır. Yeni Kotex eskisinden bile daha yumuşak ve pamuksu bir dokuya sahip yeni üst yüzeyi sayesinde kadınların özel günlerini daha rahat geçirmesini sağlarken; sızıntıları önlemek için geliştirilen koruma kanalları ve hızlı emici yapısıyla mükemmel koruma sağlıyor. İç çamaşırına daha iyi uyum için yenilenen kanatları yumuşacık dokusuyla tahrişe neden olmuyor.

Ayrıca pratik ve hijyenik kullanım sağlayan yeni ipli paketiyle inovatif bir çözüm sunuyor. Normal, Uzun ve Gece olmak üzere üç farklı çeşidi bulunan yeni Kotex, kadınların tüm ihtiyaçlarını karşılıyor” dedi.

Kimberly–Clark Türkiye
1872 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan Kimberly-Clark bugün dünya çapında 53 bini aşkın çalışanı ile 37 ülkede üretim ve 150 ülkede satış faaliyetlerini yürütmektedir. Rekabet ettiği pazarlarda 8 tüketici ürün kategorisinden 5’inin yaratıcısı olan Kimberly-Clark markaları her gün 1,3 milyar insana ulaşmaktadır. Türkiye faaliyetlerine 2005 yılında başlayan Kimberly-Clark Türk tüketicilerine, Huggies, Huggies Little Swimmers, Huggies Dry Nites, Huggies Islak Havlu, Kotex ve Depend markaları ile hizmet vermektedir. Ayrıca Türkiye’de ürettiği ürünlerini Rusya, Ukrayna, Orta Doğu ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu 40 ülkeye ihraç etmektedir.

Page 2 of 3 1 2 3
Adet düzensizlikleri - Kadın sağlığı Adet nedir? Adet kanaması nedir? Adet kanaması hakkında bilgi - Kadın sağlığı - Sağlık Bilgisi Adet Öncesi Gerginlik - Kadın sağlığı Amniyosentez ve gebelik - Kadın sağlığı Ağrılı adet görme – dismenore - Kadın sağlığı Ağrısız doğum - Kadın sağlığı Bakteriyel vajinit - Kadın sağlığı Bebeğin suyunun azalması (oligohidroamnios) - Kadın sağlığı Bir kız çocuğunu “kız” yapan özellikler nelerdir? - Kadın sağlığı Cinsel birleşme sırasında bedende neler olur ? - Cinsel sağlık - Sağlık Bilgisi Cinsel dürtüleri uyumsuz olan çiftler ne yapabilir ? - Cinsel sağlık Cinsel yolla bulaşan hastalıklar - Cinsel sağlık - Sağlık Bilgisi Egzersiz - Kadın sağlığı - Sağlık Bilgisi Erkek cinsel hastalıkları - Cinsel sağlık Erkekte cinsel birleşme sırasında ağrı - Cinsel sağlık Erkek ve kadın cinselliği - Cinsel sağlık Erken boşalma - Cinsel sağlık Erken Boşalmaya Ne Yol Açar ? - Cinsel sağlık - Sağlık Bilgisi Güncel Sağlık Haberleri - www.saglikbilgisi.gen.tr Hormonlarla ilgili konular - Kadın sağlığı - Sağlık Bilgisi Kadında birden çok orgazm tipi mi var ? - Cinsel sağlık Kadınlar seksi nasıl yaşıyor ? - Cinsel sağlık Kadınların sorunu romatizma - Kadın sağlığı - Sağlık Bilgisi KOTEX’İN YENİ MARKA YÜZÜ “DEMET EVGAR” OLDU - Kadın sağlığı - Sağlık Bilgisi Oral sex - Cinsel sağlık Vaginismus - Cinsel sağlık - Sağlık Bilgisi Viagra nedir ? Kimler kullanabilir ? Kimler kullanmamalıdır ? - Cinsel sağlık - Sağlık Bilgisi Yaşam tarzı ve ruh sağlığı - Kadın sağlığı Çiftler hangi sıklıkla sevişiyor - Cinsel sağlık